
HİKAYEM

Her şey, annemin o unutulmaz tariflerini yaşatmak isteğiyle, mutfağımda küçük bir hobi olarak başladı. Yola çıkarken en büyük hayalim, sadece iyi tarımla üretilmiş, organik sertifikalı ve tertemiz ürünler kullanmaktı. Bugün bu hayali gerçeğe dönüştürmüş olmanın ve sofralarınıza en doğalını sunabilmenin tarifsiz mutluluğunu yaşıyorum.
Doğanın bize sunduğu ritme büyük bir saygı duyuyorum. Bu yüzden tüm reçel ve turşularımı, yerel üreticilerimizden tam mevsiminde aldığım taze ürünlerle, kendi ellerimle hazırlıyorum. Her mevsim aynı reçeli raflarımızda görememenizin sebebi de tam olarak bu: Örneğin bu yıl içime sinen, o aradığım kalite ve lezzette kayısı bulamazsam, sırf üretmiş olmak için o reçeli yapmıyorum. Benim için nicelik değil, her zaman nitelik ve dürüstlük önemli.
Ürünlerimizin lezzet sırrı sadece iyi tarım mahsulleri kullanmamızda değil, aynı zamanda onlara uyguladığımız doğru pişirme tekniklerinde saklı. Pişirme esnasındaki ısı derecesine o kadar dikkat ediyorum ki; meyveler besin değerini kaybetmiyor ve yüksek ısının gıdalarda yaratabileceği zararlı (kanserojen) dönüşümlerin tamamen önüne geçiyoruz.
Meyvelerin kendi doğal lezzetini bastırmayı hiç sevmiyorum; bu nedenle reçellerim, piyasadaki benzerlerine oranla %20 daha az şeker içeriyor. Doğru kıvamı tutturmak için şekere yüklenmek yerine, organik elmalardan kendi ellerimle elde ettiğim tamamen doğal pektini kullanıyorum. Ürünlerimizi kavanozlarken ise klasik “ters çevirme” yöntemi yerine, içeriklerin tazeliğini ve doğallığını en sağlıklı şekilde koruyan profesyonel pastörizasyon yöntemini uyguluyorum.
Klasik ve ketojenik reçellerimiz, sofralarınızın yıldızı olacak chutney soslarımız, taptaze lemon curd’ümüz ve çıtır turşularımızla; her yaştan Atelier Deliz dostunun sofrasında yer almak benim için büyük bir gurur. İşimi sevgiyle, özenle ve en doğru şekilde yaparak o sofralara misafir olmaya hep devam edeceğim.
İyi ki varsınız!